20 Ocak 2013 Pazar

Mini Köstebek Pasta yaptım :)

Bu pastanın tarifini bir yerden aldım ama nerden hatırlamıyorum. Açıkçası keki pek istediğim gibi de olmadı. Güzel oldu tabii ama baştan kendi bildiğimi yapsaymışım daha iyi olacakmış. Herneyse :) Ben kısmetse bir dahakine nasıl yapacaksam onun tarifini yazacağım. Emin olun daha güzel olacak. Yapmayan varsa denemeli bence ...  ;)


Benim yine bayağı önce bir yerden aldığım bir pandispanya tarifi var, çok güzel oluyor. Bu pandispanya kekiyle hem daha lezzetli, hem de daha fazla pasta olacak. Bugün yaptığım tariften sadece 8 adet çıktı, bize yeter mi ? Tabii ki hayır :) Bu vereceğim pandispanya tarifiyle 2 katlı çok güzel pasta yapabilirsiniz. Mini köstebeklerimizi yapacağımız zaman da keki yine 2ye bölerek daha çok köstebek çıkarabiliriz :) Eveett tarifimi vereyim:

Pandispanya Tarifi:

2 yemek kaşığı kakao
4 adet yumurta
3 kahve fincanı toz şeker
3 kahve fincanı un
1 kahve fincanı yoğurt
3 yemek kaşığı kaynar su veya süt
2 yemek kaşığı sıvı yağ
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya

(Köstebek pasta için portakal kabuğu rendesi de ilave ediyorum.)

Kreması :

Creme ole kullandım. Ama bir dahakine kesinlikle çok sevdiğim labne ve kremşanti karışımı kullanacağım :)

Yapılışı:

Yumurtaların akları ve sarıları ayrı kaplara ayrılır. Şekerin yarısı yumurta aklarına, yarısı sarılara eklenir. Şeker ve yumurta sarıları iyice çırpılır. İçine kakao, un, yoğurt, su veya süt, sıvı yağ, kabartma tozu ve vanilya da eklenir ve çırpılır. Sonra kalan şeker ile aklar da köpürene kadar çırpılır. Yumurta sarılarıyla yaptığımız karışım aklara eklenerek spatula ile karıştırılır. 24 cm çapında borcamda pişirilir. Yani ben öyle yapıyorum :) Kek pişerken biz de kremamızı hazırlayıp dolapta bekletebiliriz. Creme ole yi 2 bardak süt ile hazırlıyorum. Kremşanti ve lane ile yapılacaksa kremşanti 1-1,5 çay bardağı süt ile çırpılabilinir. Kek piştip soğuduktan sonra 2ye bölünür ve su veya çaybardağı ile yuvarlaklar çıkarılır. Kenarlardan kalan kekleri de rondodan geçirerek ufalanır. Her yuvarlağın üstüne 1-2 kaşık krema koyulur ve ufalanmış keke batırılır. Elinizle düzelterek şekil verebilirsiniz. Sonra da buzdolabında bir gece bekletip afiyetle yiyebilirsiniz. (Biz bekletmeden tükettik :)

 Sevgiler :)


13 Ocak 2013 Pazar

Kadife Gül Yastık

Merhaba :) Çok uzun aralıklarla yaptığım işlerime bir yenisini dün gece 11 gibi ekledim :) Bugün de tamamladım. Kadifeden yapacağım dediğim gül yastığımı yaptım. Yalnız yeşil kadife almadığım için polar yaprak koydum geçici olarak. Kadife yeşil daha koyu olarak bulmuştum, alınca da onu eklerim artık kısmetse :) Fuşyadan çalıştım ilk gülümü, sarı ve mor sırada bekliyor ... İşte gül yastığım :)




19 Aralık 2012 Çarşamba

Kızımın Kırmızı Şalvarlı Takımı

Bu takımı Buğlem'imin doğum gününde dikmiştim. Yeleği için pullu kumaş kullandım, kenarlarına dore sutaşı geçtim. Şalvarı için saten kullandım. Şalvarın paçalarında da lastik kullandım. Belindeki kemer için hazır bulduğum dore, minik boncuklar varmış gibi görünen bir aksesuar kullandım. Önüne de şekilli madalyon gibi birşey tutturdum. Madalyonun ters kısmına da agrafın kanca gibi olan parçasını diktim ve aksesuara tutturarak kullanıyoruz. Ayrıntılı şekilde anlatmaya çalştım :) Aslında tütü de yapmıştım ama fotoğraflarımı bulamadığım için koyamıyorum. Bunları mart ayında dikmiştim, neden paylaşmadım diye düşündüm sonradan ... İşte kızımın cicileri ...



Fesini de röntgen filmi ve karton kullanarak yaptım. Önce sadece karton yapmıştım, sonra çabuk yamulacak gibi geldiği için aynı ölçüde filmi kestim ve iç kısmına ekledim. Üstüne ayrıca yuvarlak parça kesmedim. direkt pullu kumaşı gerdim ve zımbaladım. Sonra da pullu kumaşı 2 kat yapıp düzgünce çevresine doladım ve yine zımbaladım. Ek yerini arkaya getirdim, tülü üstüne koyunca zaten görünmüyor. Öndeki liraları da üstüne boncuklar sıralayarak tek tek tutturdum. 

13 Aralık 2012 Perşembe

Yeni Diktiğim Polar Tulumlar ve Polar Pijamalar

Merhaba :) Kızıma diktiğim tulumdan sonra 2 arkadaşımın siparişi üzerine 2 adet daha tulum diktim, 2 adet de polar pijama diktim. Kızım bana çok yardımcı oldu sağolsun, elinden geleni yaptı; dikmemem için tabii :) Hemen paylaşmak istiyorum ...








İstek üzerine bu sefer fiyonk da var tulumlardan birinin arkasında. Sırt kısmına gizli fermuar çalıştım ... Bir de bandanamız var tabii ...


11 Aralık 2012 Salı

BENİ ETKİLEYEN BİR YAZI DAHA ...


Adam yorgun argın eve döndüğünde 5 yaşındaki çocuğunu kapının önünde beklerken buldu. çocuk babasına, “Baba bir saatte ne kadar kazanıyorsun” diye sordu…

Zaten yorgun gelen adam, “Bu senin işin değil” diye cevap verdi. Bunun üzerine çocuk “Babacım lütfen, bilmek istiyorum” diye üsteledi. Adam

- "İlla da bilmek istiyorsan 20 lira” diye cevap verdi..

Bunun üzerine çocuk “peki bana 10 lira borç verir misin” diye sordu.

Adam iyice sinirlenip,

- "Senin saçma oyunlarına da saçma oyuncaklarına veya benzeri şeylerine ayıracak param da zamanım da asla yok. Hadi, derhal odana git ve kapını kapat” dedi.

Çocuk sessizce odasına çıkıp kapıyı kapattı. Adam sinirli sinirli; ”Bu çocuk nasıl böyle şeylere cesaret eder.” diye düşündü.

Aradan bir saat geçtikten sonra adam biraz daha sakinleşti ve çocuğa parayı neden istediğini bile sormadığını düşündü, “Belki de gerçekten lazımdı"

Yukarı çocuğunun odasına çıktı ve kapıyı açtı… Yatağında olan çocuğa,”Uyuyor musun” diye sordu. Çocuk “Hayır” diye cevap verdi…

- "Al bakalım, istediğin 10 lira. Sana az önce sert davrandığım için üzgünüm. Ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim” dedi… çocuk sevinçle haykırdı, “Teşekkürler babacığım”…

Hemen yastığının altından diğer buruşuk paraları çıkardı.

Adamın suratına baktı ve yavaşça paraları saydı. Bunu gören adam iyice sinirlenerek, “Paran olduğu halde neden benden para istiyorsun?… Benim, senin saçma çocuk oyunlarına ayıracak vaktim yok dedim ya sana” diye yeniden kızdı…

Çocuk “Param vardı ama yeterince yoktu ” dedi ve yüzünde mahcup bir gülücükle paraları babasına uzattı;

“İşte 20 lira… Şimdi bir saatini alabilir miyim babacım?…”

9 Aralık 2012 Pazar

ÇOK GÜZEL BİR YAZI ...

Bu yazıyı facebookta gördüm ve çok anlamlı bulduğum için de burada paylaşmak istedim...

......................


Bir gün susmayı öğrendim. Öyle bir sustum ki belki sonsuza kadar susacaktım. Çünkü susmak benim küçücük dünyamda babamla kurduğum iletişim tarzıydı. Babam akşamları eve yorgun dönerdi. 
Ben bütün gün evde sıkılır, onun gelişini iple çekerdi
m. Daha o kapıdan girer girmez boynuna atılır onunla oynamak isterdim. Babam sarılır, öper sonra da, hadi odana git, derdi. Yemek hazırlanınca annem çağırır bu defa masada bir araya gelirdik babamla. Onlar annemle konuşurken ben araya girer, sesimi duyuramayınca da bağırırdım. Babam sinirlenir, 'Bütün gün insanlara kafa patlatmaktan bunaldım, birde sen kafamı ütüleme!' derdi. Annem de 'Bütün gün zaten seninle uğraştım, bir çift laf da mı konuşturtmayacaksı n babanla?' diye çıkışır, beni odama gönderirdi.

Çaresiz bir şekilde boynumu büker odama yani hapishaneme doğru yol alırdım. Babam arkamdan, 'Bizim bir odamız bile yoktu, her şeye sahip, hâlâ ne istiyor anlamadım.' diye bağırmaya devam ederdi. 'Keşke benim de bir odam olmasaydı, keşke bizim de evimiz bir odalı olsaydı da hep birlikte otursaydık' derdim içimden; ama yüksek sesle söylemeye cesaret edemezdim.

Yemekten sonra babam kanepeye uzanır, eline kumandayı alır, televizyon seyrederdi. Beni yanına çağırır biraz severdi. Onun izleyeceği önemli birşey varsa beni adeta yerimden bile kıpırdatmazdı. Azıcık hareket edip koşup oynamaya çalışsam oda hapsim yeniden başlardı. Bir gün anladım
ki susunca babamla daha iyi anlaşıyoruz. Bu defa susarak yapabileceğim oyunlar geliştirmeye başladım.

Önce resim yaparak başladım işe. Babam çizdiğim resimleri çok beğeniyor; 'Bak, böyle uslu uslu oyna işte.' diyordu. Babam bazen göz ucuyla bakıyor, resimle ilgili bir şey sorsam afallıyordu. Ama bana kızarak beni artık odama göndermiyordu. 'Son günlerde ne de akıllandı benim oğlum.' diye komşulara anlatıyordu annem halimi.

Resimlerim arttıkça ortalık dağılmaya başladı. Annem 'Odanı topla!'diye odama kapattığında işe nereden başlayacağımı bilemiyordum. Ben bunlarla uğraşırken zaman geçiyor; ama odamı toparlamayı beceremiyordum .

Annem odama gelip 'Bak sana resim yapmayı yasaklayacağım. ' dedi bir gün. Susuyor olmamı usluluk olarak değerlendiren ailem resim yapmayı da elimden
alırsa ben ne yapacaktım?

Bu düşüncelerle bir aile tablosu yaptım. Babam eve gelince uygun zamanı kolladım. Her zamanki gibi yemekler yendi, odaya geçildi. Babam oturur oturmaz çizdiğim resmi getirdim. Babam baktı. Hım, dedi 'Çok güzel olmuş. Bu adam benim herhalde.' dedi. Ben 'Hayır o adam değil, bu çocuk sensin.'dedim. O 'Hayır, bu adam benim, bu çocuk sensin, bu küçük kız da arkadaşın.'dedi. Ben yine 'Hayır, o büyük adam benim, bu küçük adam sensin, bu küçük kız da annem.' dedim. Babam benimle uğraşmaktan vazgeçip: 'Peki neden bizi küçük çizdin?' dedi. Heyecanla başladım anlatmaya. Ben büyüyüp adam olacağım. İş bulup çalışacağım. Siz yaşlanıp küçüleceksiniz. Beliniz ükülecek, komşumuz Ahmet amca ile Ayşe teyze gibi küçücük kalacaksınız. Ben işten geldiğimde yorgun olacağım.

Siz benimle konuşmaya çalıştığınızda işyerinde kafam şişmiş olacağından sizi duymayacağım bile. Siz benimle bir şeyler paylaşmak istediğinizde 'Hadi odanıza çekilin de kafa dinleyeyim.' diyeceğim. Ve bir de bağıracağım 'Her şeylerini alıyorum. Sıcacık odaları da var, daha ne istiyorlar' diye.

Annemle babamın gözleri fal taşı gibi açılmıştı.
Duyduklarına inanamıyorlardı .. Bana sarılıp beni öyle içten bir okşayışları vardı ki sonsuza kadar konuşsam hiç bıkmadan dinleyecekler gibiydi.

Farkında' Olmalı İnsan...

Kendisinin, Hayatın Olayların,
Gidişatın Farkında Olmalı.

Ömür Dediğin Üç Gündür, Dün Geldi Geçti Yarın
Meçhuldür, O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür, O Da Bugündür.

7 Aralık 2012 Cuma


Ey mübarek Cuma..!

yüreğimizdeki hüzünle ve

gözlerimizdeki yaş ile selamımızı

götür....

Sevgili EFENDİMİZE (S.A.V.)

De ki; ümmetinden garipler var..!

Yüreklerinde yangının,

 sözlerinde  hasretin,

 gözlerinde AŞKIN var....!

HAYIRLI NURLU CUMALAR....



LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...